İZMİR İDARE MAHKEMESİ SAYIN BAŞKANLIĞINA 
İDARENİN CEVAP SÜRESİNİN KISALTILMASI TALEPLİDİR
YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEPLİDİR
 

DAVACI        :   İsim-Soyisim, Yabancı Kimlik Numarası, Adres

VEKİLLERİ        : Av. Mukadder ÖZ & Av. G. Çağatay ÖZ
                Adres Antettedir.

DAVALI        : …… Valiliği/…… İl Göç İdaresi Müdürlüğü

RET KARARI ÖĞRENME 
TARİHİ                                                                                               : 

KONU        : Valilik tarafından düzenlenen …/…/… tarihli …. sayılı ikamet izni reddi kararına, öncelikle yürütmesinin durdurulması ve akabinde iptali talebini içermektedir.

AÇIKLAMALAR    :

            1- Müvekkil ......... İran Vatandaşıdır. Müvekkil, Türk Vatandaşı ......... ile ........... yılından itibaren birliktelik içinde olup .......... yılında resmi nikahlı olarak evlenmiştir. Müvekkil akabinde Aile İkamet İzni alarak Türkiye'de yaşamaya başlamıştır.

            2- Müvekkil ................. ile .............. evliliklerinin gerçek bir evlilik olup olmadığının kontrolü amacıyla idare tarafından birkaç kez müvekkilin evine gelinmiştir. Ancak müvekkilin eşi ...................... Yurt dışına çalışmak için gitmesi sebebiyle müvekkil ile bir arada görülememiş olup müvekkil bu durumu gelen yetkililere açıkça beyan etmiştir. Kaldı ki evde ve evliliklerinin başladığı günden itibaren birçok beraber oldukları fotoğrafı bulunmaktadır. 

            3- Müvekkilin aile ikamet izni .............. İdaresi Müdürlüğü tarafından ............ tarihli ve ............. sayılı kararla iptal edilmiştir. Söz konusu karar, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca "evliliği aile ikamet izni alabilmek amacıyla yapmak" gerekçesiyle alınmıştır. Ancak, kararın gerekçesi açıkça belirtilmemiş olup, somut delillerle desteklenmemiştir. 

             Danıştay 10. Dairesi'nin 2016/711 Esas ve 2020/5931 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere, ikamet izni iptali kararlarının somut ve objektif delillere dayanması gerekmektedir. Aksi takdirde, bu tür kararlar hukuka aykırı kabul edilmektedir.

             4- Müvekkilim, ...... yılından bu yana ........ ile birlikte olup ........ yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan eşi .......... ile evlidir.

             Evlilikleri yalnızca resmi nitelikte değil, aynı zamanda fiilen devam eden, samimi, duygusal ve sosyal bağlarla güçlenmiş bir aile birliğidir. İzmir’de aynı adreste birlikte yaşamaktadırlar. Ancak müvekkilin eşi yurt dışında çalışması sebebiyle sadece bazı aylar Türkiye'de bulunmaktadır. Müvekkilin eşi ............ Türkiye'de bulunduğu zamanlarda beraber çekildikleri fotoğrafları ek olarak sunmaktayız. 

            Müvekkil ve eşi ..... yılından itibaren mutlu bir evlilik hayatı sürdürmekte, hayatlarını birlikte planlamakta ve aile bütünlüklerini korumaktadırlar. Ne var ki "evliliği aile ikamet izni alabilmek amacıyla yapan" maddesi gerekçe gösterilerek aile ikamet izninin iptali, çiftin birlikte kurduğu bu düzeni ciddi şekilde sarsmış, duygusal olarak da olumsuz etkilemiştir. Müvekkilin evliliğinin gerçek bir evlilik olduğunu kanıtlar nitelikte, müvekkilin eşi tarafından gönderilen paraların hesap dökümü ile müvekkil ve eşine ait ortak banka hesabına ilişkin hesap görüntüsü ekte sunulmaktadır. 

            KALDI Kİ MÜVEKKİLİN EŞİ, ........ YILINDAN İTİBAREN YAKLAŞIK BEŞ YILDIR MÜVEKKİLE  MESAJ ATMAKTA, GÜN İÇİNDE DÜZENLİ OLARAK HABERLEŞMEKTE VE İLETİŞİMLERİNİ WHATSAPP ÜZERİNDEN SÜRDÜRMEKTEDİRLER. BU MESAJLAŞMALAR SADECE GÜNLÜK RUTİN DEĞİL, AYNI ZAMANDA BİRBİRLERİNE DUYDUKLARI SAMİMİ BAĞLILIĞIN VE EVLİLİK İLİŞKİSİNİN GERÇEKLİĞİNİN AÇIK GÖSTERGESİDİR. YAZIŞMALARDA MÜVEKKİLİN, EŞİNİN AİLESİ İLE FOTOĞRAF ÇEKİLİP EŞİNE ATTIĞIDA AÇIKÇA GÖRÜLMEKTEİR. SÖZ KONUSU YAZIŞMALAR, TARAFLARIN BİRBİRİNE KARŞI DUYDUĞU GÜVEN, BAĞLILIK VE DUYGUSAL BİRLİKTELİĞİN SÜREKLİLİĞİNİ AÇIKÇA ORTAYA KOYMAKTADIR.  

            5- Eşin ev kontrolü sırasında evde bulunmaması, evliliğin gerçek olmadığına veya aile hayatının fiilen sona erdiğine dair tek başına yeterli delil oluşturmaz. Bu husus gerek içtihatlarda gerekse uluslararası hukuki belgelerde açıkça vurgulanmıştır. Danıştay 10. Daire, 2019/5711 E. – 2020/1245 K. Sayılı kararında sahte evliliğin tespiti için evlilik tarihinden itibaren yaşam birlikteliğinin sürdürüldüğüne, sosyal ve maddi dayanışmanın bulunduğuna ilişkin çok yönlü araştırmanın gerektiği vurgulanmıştır. Salt ev kontrolünde eşin yokluğu bu tür ciddi bir yaptırım için yeterli olmadığı belirtilmiştir. Ev kontrolünde eşin bulunmaması tek başına sahte evlilik şüphesi yaratmaz. evlilik birliğinin gerçekliğinin sorgulanabilmesi için çok yönlü değerlendirme yapılmalıdır.

            Danıştay 10. Daire 2016/2821 E., 2021/4453 K. sayılı kararı:
            “...dosya içerisinde yer alan davacının Türk vatandaşı ile evliliğine yönelik yapılan tahkikat üzerine düzenlenen 09/10/2013 tarihli tutanakta; davacı ve eşinin belirtmiş oldukları İstanbul ili, Güngören ilçesi, … Mahallesi, … Sokak, No:… adresinden taşındıkları ve adresteki daireden, bina ve çevreden sorulmasına rağmen adı geçenleri tanıyan ve bilenin olmadığı hususlarına yer verilmesi üzerine, söz konusu tespitler uyarınca davacının ikamet izninin iptal edilerek, davacı hakkında V-69 (İkamet tezkeresi geçersiz) tahdit veri girişi yapıldığı görülmekte ise de, bahsi geçen tutanakta, davacının belirtmiş olduğu adresteki apartman yöneticisinin, komşularının, kapıcının, mahalle muhtarının ifadelerine yer verilmediği, davacının evliliğinin ikamet izni alabilme amacıyla yapılıp yapılmadığının açık ve net biçimde ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır.
        
            Bu kapsamda dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkında 5683 sayılı Yabancıların Türkiye'de İkamet ve Seyahatleri Hakkında Kanun'un 7. ve 19. maddeleri kapsamında Türkiye'de ikamet etmesine engel bir hali bulunduğu yönünde davalı idarece yapılmış somut bir tespit bulunmadığı görüldüğünden, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır."

            6-6458 Sayılı Yabancılar Ve Uluslarası Koruma Kanunu'nda Aile ikamet izni, şartları ve hangi durumlarda başvurunun reddedileceği düzenlenmiştir. Fakat somut olayda Türkiye'de ikamet izni almasında üstün yararı bulunan müvekkilin aile ikamet izninin iptal edilmesi için düzenlenmiş hiçbir hukuki dayanak bulunmamaktadır. İdare kendisine verilen kamu gücünü kullanma ve takdir yetkisini keyfi olarak kullanamaz. İdare yapacağı her işlem ve alacağı her idari kararı hukuki bir dayanak ile hukuk zeminine uygun  vermek zorundadır. Ülkemizde resmi nikahlı olarak bulunan davacı müvekkilin ikamet izni talepleri ile ilgili idarenin hatası dolayısıyla yanlış ve eksik işlem yapılması,  davacı müvekkil ve eşinin Evlilik birliğinin gerçekliğinin sorgulanabilmesi için çok yönlü değerlendirme yapılmadan ikamet izninin iptal edilmesi hukuki dayanaktan yoksundur. İdarece yapılan işlemler eşitlik ve kanunilik ilkelerine açıkça aykırıdır. İdare karar verirken yetkisini kötüye kullanamaz. Anayasanın 10. Maddesine göre "Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." Aile ikamet izninin iptali için hukuki bir dayanak GEREKMEKTEDİR. Somut olayda bu dayanak bulunmadığı gibi tam tersine müvekkilin ikamet izini koşulları için gerekli tüm hukuki şartlar oluşmuştur. Müvekkil her yıl hukuka uygun ve zamanında ikamet izni başvurusunu yapmıştır. 

            7-T.C. Anayasası’nın 41. maddesi, “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin korunması ve çocukların haklarının korunması için gerekli tedbirleri alır…” hükmü ile aile kurumunu korumayı bir devlet yükümlülüğü haline getirmiştir. Anayasa’nın 20. maddesi ile güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı da aile yaşamının idare tarafından keyfi müdahalelere karşı korunmasını öngörmektedir.Nitekim idare mahkemesi ve Danıştay içtihatlarında da bu husus açıkça vurgulanmaktadır. Özellikle, evlilik birliğinin kurulduğu, birlikte yaşama iradesinin devam ettiği ve evliliğin gerçekliğine dair ciddi bir şüphe bulunmadığı durumlarda, aile hayatına dayalı ikamet izni başvurularının reddedilmesi veya iptali hukuka uygun bulunmamaktadır.

            Danıştay 5. Dairesi’nin 25.1.1995 tarih ve E.1994/6864, K.1995/428 sayılı kararına göre; ” bu maddeyle Anayasa koyucu aileyi parçalamaktan kurtarmak, bireylerini bir arada tutmak suretiyle ailenin huzur ve mutluluğunu devam ettirmek ve bu yolla kamu görevlilerinin ailevi kaygılardan uzak bir biçimde kamu hizmetlerini verimli, etkin ve sağlıklı bir biçimde yürütmeleri için gerekli ortamı sağlamak amaçlarını taşımıştır. ”

            Bu bağlamda müvekkil ile eşi arasında gerçek, kesintisiz ve duygusal bağlara dayalı bir evlilik bulunmakta olup, ......... yılından bu yana birlikte sürdürülen fiili bir aile yaşamı mevcuttur. Evlilik birliğini ortadan kaldıracak veya müvekkilin Türkiye’de ikametini engelleyecek somut ve hukuki bir neden idare tarafından ortaya konulmamıştır. Bu nedenle aile ikamet izninin iptali yönündeki işlem hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi, Anayasa ve AİHS tarafından güvence altına alınan temel haklara aykırıdır. 


YÜRÜTMEYİ DURDURMA TALEBİMİZ HAKKINDA

            Dava konusu işlem nedeniyle müvekkilin Türkiye'de yasal olarak kalma hakkı sona ermiş gibi değerlendirilmekte, bu da doğrudan sınır dışı edilme riski doğurmaktadır. Oysa müvekkilin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan eşiyle olan evliliği hem resmi hem fiili olarak devam etmektedir ve birlikte aile hayatı sürdürmektedirler.

            Söz konusu işlemin uygulanması halinde, müvekkil eşinden ve sosyal çevresinden koparılacak, evlilik birliği fiilen ortadan kaldırılacak ve bu durum telafisi güç ve imkânsız zararlar doğuracaktır. Aile bütünlüğü ve özel hayatın korunması bağlamında Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri ile AİHS’nin 8. maddesi uyarınca güvence altına alınan hakları ihlal edilecektir.

        Bu nedenle, açıkça hukuka aykırı olan işlemin uygulanması halinde ortaya çıkacak zararların telafisi güç olacağından, 2577 sayılı İYUK’un 27. maddesi uyarınca dava sonuna kadar işlemin ivedi olarak yürütmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerekmektedir.

Yürütmeyi Durdurma Kararı verilebilmesi için 
1-) İdari işlemin açıkça hukuka aykırı olması 
2-) İdari İşlemin Uygulanması Halinde Telafisi Güç veya İmkansız Zararların Doğması
Şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir. 

            Kanunda öngörülen iki şartta somut olayda gerçekleşmiştir. İdari işlem hukuki dayanaktan yoksun olarak verilmiş ve uygulanması halinde müvekkilin aile birliği bozulacaktır. Bu nedenle telafisi imkansız zararlar meydana gelecektir. Bu hukuka aykırılığın önüne geçilmesi adına davalı idarenin savunma süresinin kısaltılarak savunmasının alınması ve ivedilikle yürütmeyi durdurma kararı verilmesi ve yapılacak yargılama sonucunda idarece verilen kararın iptal edilmesi gerekmektedir. 

HUKUKİ NEDENLER : Anayasa, 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, İYUK, AİHS ve ilgili tüm yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER :

1-) WhatsApp görüşme kayıtları 
2-) İkamet İzni İptaline Dair Tebliğ Formu
3-)Müvekkil ile eşinin fotoğrafları
4-)Müvekkil ile eşinin banka hesap kayıtları
5-)Davacı müvekkile ait önceki ikamet izinleri 
6-) Tanık, Bilirkişi, Yemin ve Yasal Her Türlü Delil 

SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan ve sayın mahkemeniz tarafından resen dikkate alınacak diğer nedenlerle:
        1-Davalı idarenin …/…/… tarih ve ….. sayılı idari işleminin İPTALİNE,

        2-Yapılacak yargılama sonucunda verilecek nihai karara kadar doğması muhtemel ve telafisi imkansız zararların önlenmesi maksadı ile idarenin savunmasının alınmasından önce YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI VERİLMESİNE,

        3-Yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına ve TARAFIMIZ LEHİNE VEKALET ÜCRETİNE HÜKMEDİLMESİNE,

        Karar verilmesi saygıyla arz ve talep olunur. 22.05.2025