
.... ( ). ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NE
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
KONU : Muris muvazaası nedeniyle;
-... taşınmazın TAPUSUNUN İPTALİ İLE MİRAS PAYI ORANINDA MÜVEKKİL ADINA TESCİLİ
- Bu mümkün olmadığı takdirde ise BEDELİ BELİRLENMEK SURETİYLE TAZMİNİ YAHUT TENKİSİ
- Dava konusu taşınmaz üzerinde İHTİYATİ TEDBİR TESİS EDİLMESİ
Talepli dava dilekçesi sunulmasıdır.
H.E.D. : Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik ...- TL + yasal faiz
AÇIKLAMALAR :
I. OLAY ÖRGÜSÜ
II. MUVAZAA İDDİALARI
Muris ile davalı arasındaki devir, murisin müvekkilden mal kaçırma kastı ile gerçekleştirdiği ve karşılığında hiçbir bedel almadığı karşılıksız bir kazandırmadır. Aşağıda da detaylıca izah edileceği üzere murisin burayı satma ihtiyacı bulunmamasına ve müteveffanın da satış bedelini ödeyebilecek maddi gücü bulunmamasına karşın sahibi olduğu taşınmazını tüm mirasçıları arasından yalnız bir çocuğuna devretmesi; işbu devrin murisin müvekkilden mal kaçırma kastı ile gerçekleştirdiğinin göstergesidir.
Sayın Mahkemece de malum olunduğu üzere yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bir devrin muvazaalı gerçekleştirildiğine ve muris muvazaasının varlığına kanıt niteliğinde sayılan birtakım hususlar bulunmaktadır. Bunlar; devrin hısımlar arasında gerçekleştirilmesi, devrin ivazsız yahut çok düşük bir bedel karşılığında gerçekleşmesi, murisin mal satma ihtiyacının bulunmaması, devrin gerçekleştirildiği kişinin devir bedelini ödeyebilecek maddi gücünün bulunmaması, murisin mirasçılarından mal kaçırma kastı bulunması...vb. şeklindedir. Somut olayda da Yargıtay'ın yerleşik olarak muris muvazaasının kanıtı kabul etmiş olduğu tüm vakıalar mevcuttur. Şöyle ki;
1- Dava Konusu Satışa İlişkin Olarak Davalı Tarafından Murise Herhangi Bir Satış Bedeli Ödenmemiştir.
Dava konusu devir her ne kadar tapuda bir satış işlemi olarak görülmekte ise de esasında davalı ile muris arasındaki işbu devre ilişkin olarak herhangi bir para geçişi olmamıştır. İşbu husus, mahkemece muris ve davalının devir tarihine ilişkin banka kayıtlarının celp edilmesi ile sübuta erecektir. Zira aşağıda da detaylıca izah edileceği üzere murisin dava konusu taşınmazı satma ihtiyacı bulunmadığı gibi davalının da devir tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın satış bedelini ödeyebilecek maddi gücü de bulunmamaktadır.
Dava konusu satış, esasında murisin müvekkilden mal kaçırma kastı ile gerçekleştirmiş olduğu bağış niteliğindeki bir ivazsız kazandırmadır. Muris, müvekkilin miras payını almasını engellemek maksadıyla dava konusu taşınmazı muvazaalı olarak davalıya devretmiştir. İzah edilen nedenle murisin müvekkilden mal kaçırma saiki ile muvazaalı olarak gerçekleştirmiş olduğu dava konusu devir işleminin baştan itibaren yok hükmünde sayılarak iptal edilmesi gerekmektedir.
Nitekim konuyla emsal nitelikteki Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.09.2012 tarihli ve 8722/ 9790 sayılı ilamında da hükmedildiği üzere " Davalının taşınmazın miras bırakan tarafından satın alınması sırasında bedelini kendisinin ödediği ve keza muristen devralırken davacılara bedel ödediği yönündeki savunmalarının bir belge ile desteklenmediği miras bırakanın taşınmazı satması için ihtiyacı veya makul nedeninin bulunduğunun da kanıtlanamadığı gözetildiğinde, anılan temlikin gerçek bir satış olmayıp mal kaçırma amaçlı ve bağış niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekmektedir."
2- Muris İle Müvekkil Arasında Husumet Bulunması Nedeniyle Muris Mal Kaçırma Saiki İle Dava Konusu Deviri Gerçekleştirmiştir.
Muris, ailevi sorunlar nedeniyle müvekkil ile aralarının açılması sonucunda müvekkile duyduğu husumet nedeniyle, sahibi olduğu taşınmazın müvekkile miras kalmaması saiki güderek diğer çocuğu olan davalıya muvazaalı olarak tapuda devretmiştir.
Konuyla ilgili olarak Yargıtay 1. HD., E. 2007/9815 K. 2007/11607 T. 29.11.2007 sayılı ilamında da "Somut olaya gelince; davacının mirasbırakanın kızı, davalının ise oğlundan olma torunu olup, davalının akit tarihi itibariyle 20 yaşında ve öğrenci olduğu, mirasbırakanın çekişme konusu bağımsız bölümde ölünceye kadar oturduğu, mal satma ihtiyacı içerisinde bulunmadığı, taşınmazın gerçek değeri ile akit tablosunda belirtilen bedeli arasında fahiş fark bulunduğu, öte yandan mirasbırakanın sağlığında davacı kızıyla uzun süre görüşmediği ve aralarının açık olduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan; davalının, taşınmazın bedelinin babası tarafından mirasbırakana ödendiği şeklindeki savunmasının da kanıtlanamadığı sabittir. O halde yukarıda değinilen ilkelerle birlikte somut olgular değerlendirildiğinde, mirasbırakanın temlikinin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır." şeklinde hüküm kurulmuştur.
3- Murisin Vefatından Önceki Ekonomik Durumu Oldukça İyi Olup Dava Konusu Taşınmazı Satma İhtiyacı Bulunmamaktadır.
Sayın Mahkemece de malum olunduğu üzere muvazaanın tespitinde bedelin gerçekten ödenmiş olup olmadığı, muvazaalı işlemin taraflarının ekonomik durumu, şahsi ilişkileri, muvazaalı işlemin taraflarının hukuki durumu dikkate alınmalıdır. Somut olayda da murisin satış tarihindeki ekonomik durumu göz önünde bulundurulduğunda, davaya konu taşınmazın sözde satışından edindiği gelire ihtiyacı olmadığı açıkça görülmektedir. İşbu husus, Sayın Mahkemece ilgili yerlere müzekkere yazılmak suretiyle murisin vefatından önceki malvarlığının araştırılması neticesinden açıkça görülebilecektir.
Somut olayda murisin ekonomik durumunun iyi olup taşınmazı satma ihtiyacı bulunmamasına karşın, tapuda satış olarak gösterilen bir devri gerçekleştirmesinin muvazaalı olduğunun kabulü gerekmektedir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da muvazaanın tespit edilmesinde tarafların ekonomik durumunun da önemli olduğunu belirterek somut olayda mali durumu iyi olan bir kişinin, haklı bir sebep olmaksızın taşınmazlarını satmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu belirterek yapılan işlemi muvazaalı kabul etmiştir. Bu karara göre, taşınmazın değeri adı altında bir paranın yatırılmış olması dahi muvazaanın varlığına engel değildir. Bahsi geçen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu T. 15.12.2010, E. 2010/1-632, K. 2010/654 sayılı ilamı şöyledir: “Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davasında ...miras bırakanın emekli maaşının ve ekonomik güvencesinin olduğu mali durum itibariyle taşınmaz satmaya ihtiyacının olmadığı, aynı anda 2 ayrı bağımsız bölümü davalıya satmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, diğer taraftan maliki olduğu diğer taşınmazlardan kira geliri bulunduğu hususları dosya kapsamı ile sabittir. Davanın kabulüne karar verilmelidir. Her ne kadar miras bırakan hesabına davalı tarafından emlak alım bedeli adı altında para yatırıldığı dekontla sabit ise de, anılan işlemin muvazaanın gizlenmesi amacıyla yapıldığı şeklinde düşünülmelidir.”
Konu ile ilgili bir başka Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında ise: (Y. HGK., T. 11.11.2009, E. 2009/1-458, K. 2009/498 “Miras bırakanın varlıklı bir kişi olduğu, temlik tarihinde taşınmaz satmasını gerektiren bir nedeninin olmadığı, davalıların ise alım güçlerinin bulunmadığı, taşınmazların temlik sırasında gösterilen satış bedelleri ile gerçek bedelleri arasında açık ve aşırı fark bulunduğu anlaşılmakla, belirlenen bu olgular toplanan delillerle birlikte değerlendirildiğinde olayda miras bırakanın gerçek amacının satış değil mirasçıdan mal kaçırma amaçlı bağış olduğu sonucuna varılmaktadır.” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Yukarıda izah olunduğu üzere somut olayda mali durumu oldukça iyi olan murisin, haklı bir sebep olmaksızın taşınmazını satmasının izahı hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığından, davaya konu satış işleminin muvazaalı olduğu kabul edilerek iptali gerekmektedir.
4- Davalının Dava Konusu Taşınmazı Satın Alabilecek Maddi Gücü Bulunmamaktadır.
Tarafımızca bilindiği kadarıyla davalının, dava konusu taşınmazı devralması öncesinde herhangi bir geliri yahut malvarlığı bulunmamaktadır. Dolayısıyla devir tarihinde dava konusu taşınmazı satın alabilecek maddi gücü bulunmayan davalının, dava konusu taşınmaza ilişkin murise herhangi bir satış bedeli ödemesi söz konusu olmamıştır. İşbu husus, Sayın Mahkemece SGK'ya müzekkere yazılmak suretiyle müteveffa Nusret'in SGK dökümlerinin istenmesi ve temlik tarihi itibariyle sosyo- ekonomik durumunun araştırılması neticesinde açıkça ortaya çıkacaktır. Devir tarihi itibariyle satın alabilecek maddi gücü bulunmayan davalının işbu satışa ilişkin olarak murise herhangi bir bedel ödemediği, tapuda satış olarak gösterilen işlemin esasında bağış niteliğindeki bir ivazsız kazandırma olduğu açıkça ortadadır. İzah edilen nedenle muris ve davalı arasında esasen bağış olarak gerçekleştirilen ve fakat tapuda satış olarak gösterilen dava konusu muvazaalı işlemin iptali gerekmektedir.
III. TAPU İPTALİ VE TESCİL TALEPLERİ
Yukarıda arz ve izah olunan ile mahkemece re'sen gözetilecek nedenlerle; davaya konu taşınmazın, müvekkilin miras payını almasını engellemek amacıyla gerçekleştirilen ve tapuda satış olarak gösterilmesine karşın esasında karşılığında hiçbir bedel alınmayan bağış niteliğindeki devrin muvazaalı olduğunun kabulü ile davalı adına kayıtlı tapusunun iptali ile miras payı oranında müvekkil üzerine tescil edilmesini talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.
IV. TERDİTLİ TAZMİNAT VE/ VEYA TENKİS TALEPLERİMİZ
İşbu tapu iptali ve tescili taleplerimizin kabulü mümkün olmadığı takdirde ise -terditli olarak- dava konusu taşınmazın bedelinin belirlenerek miras payı oranında müvekkile tazmini yönünde karar verilmesi talebimiz bulunmaktadır.
Bu da mümkün olmadığı takdirde ise nedeniyle ihlal edilen müvekkilin saklı payının tenkisi yönünde karar verilmesini talep ederiz.
V. İHTİYATİ TEDBİR TALEPLERİ
Dava ile talep edilen alacağın sürüncemede bırakılmaması ve alacağın tahsil kabiliyetinin yitirilmemesi adına ihtiyati tedbir müessesesi geliştirilmiştir. İhtiyati tedbir, uyuşmazlık süresince talep sahibinin talep ettiği hakkını devam eden davanın sonunda elde etmesinin sağlanması amacıyla getirilmiş olan bir tür hukuki güvence sistemidir. 6100 sayılı HMK 389/1 maddesi hükmünde de belirtildiği üzere; “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”
Somut olayda da davalı yanın davaya konu taşınmazı elinden çıkarması, müvekkilden kaçırması veya harcanması vb. gibi durumlar nedeniyle hakkın elde edilmesinin zorlaşması veya tamamen imkansız hale gelmesi ihtimali söz konusudur. Zira yukarıda da izah edildiği üzere davalı ve murisin, hali hazırda müvekkilden mal kaçırma kastı ile hareket ederek dava konusu taşınmazın devrini gerçekleştirmiş olduğu göz önünde bulundurulduğunda; huzurdaki dava esnasında da dava konusu taşınmazları üçüncü kişilere devrederek müvekkillerin hakkını elde etmesini zorlaştırabileceği yahut tamamen imkansız hale getirebileceği açıkça ortadadır.
Görüldüğü üzere davaya konu taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir tesis edilmemesi halinde davalı yanca taşınmazın üçüncü kişilere devredilme ihtimali ve dolayısıyla müvekkilin hakkını elde edilmesinin imkansız hale geleceği açıkça ortada olup müvekkil açısından telafisi mümkün olmayan zararların meydana gelmemesi ve dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi adına davaya konu taşınmazlar üzerinde teminatsız olarak ihtiyati tedbir tesis edilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
H. NEDENLER : TBK, TMK, HMK, ve sair yasal mevzuat
H. DELİLLER :
... taşınmazın Tapu Kayıtları (Kütük defteri ile satışlara ilişkin resmi senetler ile birlikte) (Celbi talep olunur.)
Veraset İlamı (Ekte sunulmuştur.)
Nüfus Kayıtları Celbi talep olunur.)
Muris ile davalı arasındaki temlik tarihi itibariyle banka hesap hareketleri (Mahkemece celbi talep olunur.)
Taraflara ve murise ait temlik tarihi itibariyle sosyo- ekonomik durum araştırması (Mahkemece celbi talep olunur.)
Tanık (Bilahare bildirilecektir.)
Yemin, keşif, bilirkişi vs.ikamesi caiz her türlü yasal delil
SONUÇ VE TALEP : Yukarıda arz ve izah edilen ile re'sen gözetilecek nedenlerle;
Davanın KABULÜNE,
... taşınmazın TAPUSUNUN İPTALİ İLE MİRAS PAYI ORANINDA MÜVEKKİL ADINA TESCİLİNE,
Tapu iptali ve tescili taleplerimizin kabulü mümkün olmadığı takdirde ise terditli olarak BEDELİNİN TAZMİNİ YAHUT TENKİSİNE,
Taşınmaz üzerinde İHTİYATİ TEDBİR TESİS EDİLMESİ,
Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin DAVALI ÜZERİNE bırakılmasına,
Karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.